Kısaca
- Çorum, Erzurumspor'un güvendiği geçiş hücumlarını kapattı; takım topla oynamak zorunda kaldı.
- 13 şutun yalnızca 3'ü kaleyi buldu; sorun pozisyon sayısı değil, üretimin düzeni.
- Savunma anlayışından vazgeçmeye gerek yok, ama rakip topu bıraktığında devreye girecek ikinci bir plan şart.
Maçı kısaca videoda anlattım, uzunca bu yazıda anlatıyorum. Önce okuyun, sonra videoyu izleyin.
Konuşulması gereken şey skor değil, iki oyun planı
Erzurumspor - Çorum FK maçında bence en fazla konuşulması gereken konu, iki takımın oyun planı ve Erzurumspor'un bu plana verdiği karşılık.
Serkan Özbalta'nın Erzurumspor'da oturtmaya çalıştığı sistemin temelinde savunma güvenliği var. Takım genellikle savunma hattını geride kuruyor, merkezde alanları daraltıyor ve rakibin hücum edeceği boşlukları kapatmaya çalışıyor. Top kazanıldığında ise hızlı geçişlerle Eren Tozlu'yu ve kanat oyuncularını kullanarak sonuca gitmeyi hedefliyor.
Bu anlayışın işe yaradığı maçlar ortada. Konyaspor, Samsunspor ve Eyüpspor'a karşı kalesini gole kapatarak kazandı; Gaziantep deplasmanında ise üç gol buldu. Özellikle güçlü rakiplere karşı bu plan zaman zaman iyi sonuç verdi.
Çorum'un cevabı: geçişleri kapat, topu Erzurumspor'a bırak
Ancak Çorum FK karşısında farklı bir senaryo izledik. Burak Yılmaz, Erzurumspor'un alıştığı geçiş hücumlarını sınırlayan bir oyun tercih etti. Sonuçta Erzurumspor daha fazla topla oynamak zorunda kaldı.
Burada işin zor tarafı şu: Savunmadan hücum organizasyonu kurmaya çalışırken özellikle merkezde ve son bölgede üretkenlik sorunu yaşandı. Üstüne 20. dakikada duran toptan yenen gol, planı bir kez daha zorlaştırdı. Önde olan ve rahat savunabilen bir rakibe karşı, geri planda kalmaya alışık bir takımdan oyunu açmasını beklemek zor.
İstatistikler ne söylüyor?
Rakamlar da bunu anlatıyor. Erzurumspor'un 13 şutu ve 8 korneri var, ama kaleyi bulan yalnızca 3 şut. Yani şutların yaklaşık dörtte biri isabetli. Topa sahip olmak, rakip ceza sahasında yeterince tehlike yarattığınız anlamına gelmiyor.
Pozisyon bulunmadı demek de haksızlık olur. Guram Giorbelidze'nin şutları ve kafa vuruşu vardı, ancak rakip kaleci araya girdi. Sorun, bu anların sürekli bir oyun düzeninden değil, tek tek çabalardan gelmesiydi.
Savunma dengesi: bekler ileri çıkınca ne oluyor?
Bir diğer mesele savunma hattının yerleşimi. Erzurumspor geride kompakt savunma yaptığında rakibe kolay alan bırakmıyor. Ancak hücuma çıkarken beklerin ileri hareketlenmesiyle savunma dengesi değişiyor.
Özellikle rakibin kanat oyuncularının iç koridora girdiği, beklerin de hücuma katıldığı pozisyonlarda kenar savunmasını desteklemek zorlaşıyor. Bu noktada orta saha oyuncularının savunmaya dönüşü ve ikinci topların kazanılması büyük önem taşıyor. Kaybedilen ikinci toplar, tam da rakibin en çok istediği geçiş fırsatlarını doğuruyor.
Bireysel hatalar ve adil olmak
Ertuğrul Taşkıran ve Orhan Ovacıklı'nın bireysel hataları maçın sonucunu doğrudan etkiledi. Ancak bütün sorumluluğu bu iki oyuncuya yüklemek doğru olmaz. Sezon boyunca takıma verdikleri katkıyı da unutmamak gerekiyor.
Futbolda hata kaçınılmaz. Bir takımın gücü, hatadan sonra nasıl toparlandığıyla ölçülür. Taraftar olarak bu iki oyuncunun arkasında durmak, ikinci yarıdaki o direnci de hatırlamak gerekir.
İkinci yarıdaki değişiklik değerliydi
Serkan Özbalta'nın ikinci yarıda Kerk ve Diabaté hamleleriyle hücuma kazandırdığı hareketlilik değerliydi. İki oyuncunun goldeki katkısı da bunu gösterdi. 74. dakikada Diabaté'nin golüyle maça yeniden ortak olundu.
Maçın kırılma anı ise 79. dakikadaki penaltı oldu. Skor 2-1'den 3-1'e giderken, takımın o anki enerjisi de söndü. Teknik direktör de maç sonunda tam olarak bunu söyledi: ikinci yarıda daha iyi bir takımdık, ama skor lehimize olmadı.
Ne yapmalı?
Bence Erzurumspor'un mevcut savunma anlayışından vazgeçmesine gerek yok. Bu anlayış takımı Süper Lig'de ayakta tutan şey. Ancak rakip topu kendisine bıraktığında oyunu nasıl kuracağına dair daha güçlü bir ikinci plana ihtiyacı var.
Somut olarak üç şey görmek istiyorum. Birincisi, kanatların daha etkili kullanılması. İkincisi, orta sahadan hücuma daha fazla destek verilmesi. Üçüncüsü de Eren Tozlu'nun ceza sahasında daha fazla topla buluşturulması.
8 Kasım'da Rize deplasmanı bu ikinci planın ilk sinyallerini görmek için iyi bir fırsat.
Sonuç
Çorum FK mağlubiyeti, Erzurumspor'un önceki haftalarda ortaya koyduğu mücadeleyi değersizleştirmez. Fakat Süper Lig'de kalıcı sonuçlar almak istiyorsanız yalnızca iyi savunma yapmak yetmiyor. Gerektiğinde oyunu yöneten, rakibin savunmasını açabilen bir takım da olmalısınız.
